"Ve cellat uyandı yatağında bir gece
Tanrım dedi, bu ne zor bilmece?
Öldükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe" -- Ataol Behramoğlu
Hrant Dink "ortadan kaldırıldı". Ya da "cezası verildi". Mahkumiyetiyle ilgili 8 Ekim 2005 günü, belli ki öfkeyle, aşağıdakikeri yazmışım, bugün okuyunca daha anlamlı geldi ve biraz daha canım acıdı.

"yazdiklarinin gotunden anlasilmasini gectim, fikirlerinden dolayi mahkum edilmesiyle, alnimiza bir kara daha calindi.
yok yok, avrupa'nin gordugu, her daim gormeye calistigi karadan bahsetmiyorum, seyimde de degil, bizzat bizi ilgilendiren, bizi kendi kendimizden utandiran, bizi kendi insanimizdan, kardesimizden eden, bizi bize dusman eden karadan bahsediyorum.
hrant dink, bu ulkedeki 50-60 bin ermeniden birisi. kendi memleketinde, kendi kimligi hakaret sayilan, sirf kimliginden dolayi potansiyel dusman gorulen insanlardan. kendisiyle ayni kimligi paylasanlar tarafindan hain ilan edilen, afarozlanan, hic olmasalar ne guzel olurdu diye hayiflanilan. ve butun bunlara ragmen biryandan kendini bize anlatirken, ote yandan bizi kendisiyle ayni kimligi tasiyanlara anlatmaya calisip duruyor. sirf, o biz kavramini kendisine ait olan o iki kimligi de kapsayacak sekilde genisletebilmek icin.
hrant dink, iste bunun icin "biz"e lazim bir adam. o, bizim, ucuncu sahislari disarda birakip, birbirimizle dogrudan konusabilmek, muhabbet edebilmek icin ihtiyac duydugumuz kopru. mahkum edilmesiyle, o bahsettigi zehir biraz daha icimize isledi, birbirimizi anlayip dinleme cabamiza bir darbe daha vuruldu.
bu topragin tanri dagi kadar turk hira dagi kadar musluman cocuklari ermeni diasporasi'nin yeminli fanatikleriyle elele kina yakarlar artik. yeter ki turklugumuze halel gelmesin!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder