13 Ocak 2007

Sulu Sosyalizm


"Sosyalizmin, insanın oksijene olan ihtiyacı kadar demokrasiye ihtiyacı vardır"
- Leon Troçki

Sulu (ya da tatlısu) olmak iyi, hata gerekli. Çünkü katı, herşeyden önce kendisiyle çelişiyor, karşıtıyla danışıklı dövüşe dönüşüyor. Ama bir de duru var. Bence duru olup, suluya pek kaçmamaya özen göstermeli.

Rusya'da devrimin akabinde bir adam çıktı, "bu iş böyle olmayacak" dedi. "Sulu" dediler adama, önce sürdüler, sonra öldürdüler. Adı, Leon Troçki. Sosyalist adam, takipçileri "sosyalist" ve "iktidar" sözcüklerinin biraraya gelemeyeceğini söylerler. Günümüzde, Sovyet sonrası dönemde dahi, artık marjinal de kalmış olsalar "bilimsel sosyalist"ler hala sulu bulurlar kendisini.

Alın Che'yi. Adam bakanlık bırakıp dağa çıktı. O sulu diye mi anılıyor bugün? Sonra mesela Jean Paul Sartre, Mehmet Ali Aybar, Salvador Allende, Olof Palme, efendime söyleyim Abdüllatif Şener [:)]. Hepsi, o ya da bu şekilde "sosyalist"ler.

Dünyada iki, üç birbirinin alternatifi siyasal sistem yok. Siyasal sistem dediğimiz şey, bizim soyutlamamız. Aynı sistem, kendi içinde dönüşerek, kendi dinamikleriyle şekillenerek sürüp gidiyor. Hepimiz bu sistemin birer parçasıyız. Devrim dediğiniz, yani bir gecede gidişatın yönünü ciddi şekilde değiştirmek, gerçekten sistemi alıp götürüp yerine yeni bir sistem koymuyor. Çünkü toplum aynı toplum, insanlar aynı insanlar, ilişkiler aynı ilişkiler. Onun için siyasi konumumuzu o ya da bu sistemden yana olmak olarak tanımlamak çok gerçekçi gözükmüyor bana. Dünyada gönül rahatlığıyla İslam'a uygun diyebileceğiniz tek bir İslami rejim gösterebilir misiniz? Sovyet sosyalizmini ilk sallayan, Polonya'daki bir işçi hareketi değil miydi?

Siyasi konumunuzu asıl olarak kimden yana olduğunuz belirliyor, ki elbette o "kim" de bir soyutlama. Mesela, "işçi sınıfı" ille de dezavantajlı olan olmak zorunda değil. Türbanlı kadın hem kültürel, hem sınıfsal, hem cinsel konumu nedeniyle temel haklarından yararlanamıyor, bunun için sosyalist tavır onun tarafını tutmayı gerektiriyor.

Sosyalizmin Sovyetler çökmeden önce de elli çeşit yorumu vardı. Çünkü sosyalizm yöntemin adı değil, yapılmaya çalışan şeyin adı, tuttuğunuz tarafın adı. Bu ülkede de, dünyanın her yerinde de komünist iktidarların uygulamaları ciddi olarak eleştiriliyordu. 80 öncesinde, Türk solcularını keskin bıçak gibi ikiye ayıran birşey Çekoslovakya'nın işgaline karşı aldıkları tavır mesela.

Soğuk savaş sonrası dönemde herşey çok hızlı birbirine girdi. Küresel sermaye ve teknoloji devrimi sınırları öyle bir yoketti ki, ekonomik çelişkiler tamamen arapsaçına döndü. Onun için, bugün sosyalist olmanın, biraz karanlığa kurşun atmak olduğu doğru. Sonuçta, bütün eşitlik, özgürlük mücadelesi kültürel özgürlüklere endekslendi. Solculuk, eğitimli, orta sınıf üstü insanlara ait elit bir tavır haline geldi, "değerleri korumak" adına yoksullar iyice sağcılaştı. "Liberal sol" biraz bu anlama geliyor bence, ekonomik içeriğini kaybetmiş, kendine yabancılaşmış sol. Herkes, birşeylerin yanlış gittiğinin, eşitsizliklerin iyice katmerlendiğinin farkında, ama gerçekten ortada rehber alınacak bir soyutlama yok. Ama bu, herşeyi bırakıp büyük balığın küçük balığı yutacağını kabullenmek anlamına değil, aksine daha çok mücadele edilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Türkiye'de "müslüman sol" kavramını ortaya atanlar da bu noktadan hareket ederek, bu tuhaf durumdan oluşan boşluğu doldurmaya yöneldiler. İlk üstünde durdukları şey "toplumsal barış", ki memleketin bugün ençok ihtiyacı olan şey. Şimdi bunu sosyalizm İslam'la bağdaşmaz, en güzeli ahlaklı kapitalizmdir tepkisiyle karşılamak ne? Sovyetler yıkıldı diye dünyadaki bütün ekonomik çelişkiler bitti mi?

Eşitsizlikler derinleşerek sürüyor. Kapitalistlerin paraları var, iktidarları var, lobileri var, medyaları var, bütün çelişkileri kendi lehlerine çözümlemek için herşeyleri mevcut. Ya çalışanların, işçilerin, köylülerin, işsizlerin, eğitimsizlerin, kadınların, çocukların? Durup bütün bu insanların daha çok ezilmelerini seyretmek mi oluyor ahlaklı kapitalizm, iyi klasik sağ söylem (müslüman olsun olmasın)? Hadi sadece seyretse, o da iyi.

Bence "iyi", adı ve kıvamı ne olursa olsun, onlara da hayat kavgasında somut avantajlar sağlamanın yollarını aramak, bunun mücadelesini vermek.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazılar çok güzel. Artık bir sosyalist olarak zırt pırt Stalin ve Pol Pot sopasını yemekten bıktım. Anlaşılan siz de öyle...