15 Mayıs 2007

Mitinglerin Suçlusu Edip Akbayram Oldu

edip akbayram, cumhuriyet mitinglerine katılmak suçunu işlediği için geçmişteki "suç"ları ortaya çıkartıldı, ve hoşgörü tımsali, demokrasi bayraktarı, ezilenlerin sesi islamcı medya tarafından bir linç kampanyasına tabi tutuldu.

birbirlerine karşı orduyu yardıma çağıracak kadar boğaz boğaz kavga eden, demokrasiydi de halkın temsiliydi de, seçilmişlerin temsil hakkıydı da diye baş baş bağıran güç gruplarının, iş dehap'i meclise sokmamaya gelince nasıl da işbirliğine giriştiklerini gördük. işin ilginci, bu işbirliği ve halkın %60-70'inin oyunu alan insanların meclise sokulmaması amacıyla yapılan düzenbazlık her iki tarafın kitlelerince de onaylandı, destek gördü. önün için her iki kitlenin hassas olduğu noktayı yakalayan bu linç kampanyası oldukça başarılı. kendilerine "emin çolaşan şansasyonel ve ortadan kaldırıcı habercilik ödülü"nun verilmesini öneriyorum.


elbette, kürtçüler de bir başka güç grubu. abd'nin ırak'i işgalinden sonra oluşan durumdan istifade etmek için gerginleştirme politikaları izledikleri, daha çok kan dökülmesinden medet umdukları da doğru. ama, kürtçülerdeki, çoklukla mazlum psikolojisiyle desteklenen bu şiddet eğiliminden yararlanılarak toplumda öyle bir öfke, kin, ve nefret duygusu uyandırıldı ki, bütün bu şiddet olayları kurt kimliğine atfedildi, kürtlerin demokratik talepleri ayrılıkçı terör ile özdeşleştirildi, 30 yıllık süreçte bölge halkının yaşadıkları hesaba katılmaz oldu, "kürt" gözümüzde bir canavar, başbelası halini aldı.

kürtçe türkü dinlemek, söylemek kötü birşey değildir, "bizim" kültürümüzün bir parçasıdır. ama eğer, birisi kürtçe türkü dinlediğinizi farkederse saskinlikla soracağı soru bellidir: kürt musun? sorunun altında yatan soru, "pekaka'li mısın?" elbette. kürt o kadar yabancılanmış, yadırganmış ki, oldukça eğitimli ve olgun bir ortamda dahi insanların kürt olduklarını saklamak zorunda kaldıklarına şahitlik ettim.

edip akbayram, iyi, aydın sorumluluğuna sahip bir sanatçı. sevildiğini biliyorum, hakkında güzel şeyler duydum hep. hasretinle yandı gönlüm'u de pek güzel söyler. kürtlerin düzenledikleri konserlere "bölücü örgüt" sempatizani olduğu için değil, "mazlum" olduklarını düşündüğü bir kitleye destek vermenin sorumluluğunu hissettiği için katıldığını düşünüyorum. her yerde, her ortamda, hele hele böyle topluluklarda aşırılıklar olur, hatta öne çıkar. sizin o aşırılıklar içeren topluluğun edimine farklı bir kaygıyla katılmanız sizi "onlardan" kılmaz. ama evet, kitlelerin gözünde mahkum eder, ne yazık ki.

örneğin, şahsen şeriatçı yahut mürteci değilim, hatta radikal islamcılık ile ciddi problemlerim var. ama üniversitelerde türban yasağına karşı herhangi bir etkinliğe karşı seve seve katılır, imzamı koyarım. çünkü bu yasağın haksız, eşitliği zedeleyici olduğunu, ve genç türbanlı kadınların mazlum konumunda olduklarını düşünüyorum. böyle bir tavri birlikte sergilediğim arasında islam adına şiddetten yana olan, dinsel tahakküm yanlısı birçok insan olacaktır. bu durum beni mürteci mi kılar? hayır. ama emin çolaşan gibi bir cengaver gazeteci, ben yarın alakasız bir konuda başka bir çıkar grubunu rahatsız edecek birşey yaptığımda bunu bulur çıkartır ve bütün güvenilirliğimi, saygınlığımı elimden alır götürür.

bu gibi "linc" girisimleri oldukca pragmatik. hosa gitmeyen seyi alakasiz ama saglam yollardan bertaraf etme amacilar. ama bunun yaninda, toplumun onyargilarinin katmerlenmesi, toplumdaki kin, nefret, ofke duygularinin percinlenmesi, farkliliklarin daha radikal bir gozle degerlendirmesi, ve alternatif gorusleri savunanlara yonelik guvenin sarsilmasina yol aciyorlar. bunun icin de son derce zararlilar. edip akbayram'a kizmis, onun pekakali, bolucu olduguna ikna olmus, bundan hoslanmamis olabilirsiniz. ben kendisinin pekakaya en ufak sempati besledigine inanmiyorum. her ne dusunurseniz dusunun, burada kinanmasi gereken edip akbayram degil, zaman gazetesi ve yandaslaridir, cunku uzun vadede toplumsal barisimiza gercek zarari veren bu "linc" girisimleridir.

Hiç yorum yok: